|
Bu suretle Osmanlı
devleti, kaderini alelacele, 2 Ağustos 1914'te "Üçlü ittifak'a
bağlamıştır. İşte
Çanakkale
Zaferini yaratan kuvvet. 1914 yazında küçümsenen değeri hakkında
yanlış teşhis konan bu TÜRK ORDUSU'dur. Avrupa'da savaş bütün
şiddetiyle sürerken, hareket harbinin yerini siper harbi almıştır.
Bu cephede yarma yapmak ve kesin sonuç almak son derece
zorlanmıştır. Halbuki "üçlü itilaf"ın askere gücü günden güne
artmaktadır.
Bu güç , hareket savaşına müsait başka savaş alanlarında
kullanılmalıdır. İngiltere Başkanı Lloyd GEORGE ve Bahriye Nazırı
CHARCHILL bu görüşü benimsemişlerdir.
Çanakkale
Savaşları, işte bu görüşü benimseyenlerin esiridir.
Hareket sahası olarak Gelibolu Yarımadası'nın seçilmesi, bu
bölgenin jeopolitik bakımdan çok büyük öneme sahip olmasındandır.
Boğazlar, Güney Rusya ve bütün karadeniz kıyılarının açık denizlere
olan tek çıkış noktasıdır. Harp halinde bu geçidin kapanması, Rusya
içih hayati önem taşımaktadır. Zira, Rusya'nın insan ve hammadde
kaynakları zengin, fakat sanayi ve mali imkanları sınırlıdır. Bunun
için uzun ve sürekli bir savaşın gerektirdiği silah, cephane ve
malzeme ikmalini temin edemeyecek durumdadır.
Bu
durumda boğazlar doğu cephesinin en müsait ve hayati menzul hattını
teşkil etmektedir. Bu geçidin açılmasıyla Rusya'yı takviye edecek,
batı cephesinin yükünü hafifletecek, dolayısıyla savaşı
kısaltacaktır. Osmanlı devletinin savaş dışı edilmesiyle, muhtemelen
Balkan devletleri ve İtalya "itilaf" devletleri yanında savaşa
katılacaklardı.
O zaman İngiliz Bahriye Nazırı olan CHURCHILL'in ısrarla üzerinde
durduğu bu fikirlere önceleri pek itibar edilmemiştir. Ancak 1914
Aralık ayında başlayan Türk Sarıkamış harekatı üzerine telaşlanan;
çok zor durumda kalan hiç değilse bir kısım Türk kuvvetlerinin başka
Cephelere çekilmesini isteyen Rusya'nın yükünü azaltmak için,
Çanakkale
seferine karar verilmiş, fakat kesin neticeyi batı cephesinde
arayanları darıltmamak amacıyla önce sadece donanmayla ve zorla
Çanakkale
Boğazı geçilmeye çalışılmıştır.
18 Mart 1915'te yaklaşık bir aydır sürekli olarak bombaladığı
boğazın her iki tarafındaki Türk tabyalarının artık sustuğunu
varsayan 12 zırhlı, 18 muhrip, 7 mayın tarama gemisi, çeşitli
nakliye destek gemisi ve uçak gemilerinden meydana gelen I. Dünya
savaşının en büyük ve en modern donanması, boğazı geçme girişiminde
bulunmuştur. Ancak ehliyetli ellerde sevk ve idare edilen kahraman
Türk askerinin hayatını hiçe sayarak kanını fedakarca akıtması
sayesinde dünyanın en modern silah ve teçhizatıyla donatılmış düşman
donanması, 7 modern savaş gemisini ve binlerce askerini, kaybederek
geri çekilmek zorunda kalmıştır. Zira, Mehmetçik, düşmanı denizden
bir adım bile geçirmemeye yemin etmiştir.
Anadolu bozkırının o güne kadar deniz görmemiş çocukları, sanki kırk
yıldır denizlerde savaşıp da pişmiş kişilere özgü beceriyle zırhlı
düşman gemilerine geçiş hakkı tanımamıştır.
Bunun üzerine 25 Nisan ve 6 Ağustos 1915 tarihleri arasında düşman
kara kuvvetleri Gelibolu Yarımdasına çıkarılmış olup, çıkarma şöyle
özetlenebilir. Asıl kuvvetler Gelibolu Yarımadasının güney ucuna iki
ayrı noktadan çıkacak ve boğazları kontrol eden tepeleri alacak,
bunu başarmak için, iki tümenden oluşan bir Anzac (Avustralya ve
Yeni Zelanda) Kolordusu Kabatepe bölgesine çıkacak ve iki ingiliz ve
bir Fransız tümeni ile bir Hint tugayından oluşan kuvvet,
Seddülbahir bölgesini ele geçirecektir. Aynı anda bir aldatmaca
olarak, boğazın güneyinde Kumkale bölgesinde ikinci bir çıkarma
yapılacak ve bazı donanma birlikleri orada da çıkarma olacağı
izlenimi vermek üzere Saroz körfezine doğru seyredecektir. Fakat,
kahraman TÜRK askerinin hayatını hiçe sayarak kahramanca döğüşmesi
TÜRK komutanlarının ve bilhassa Mustafa KEMAL'in üstün sevk ve
idareleri sonucunda düşman başarısızlığa uğrayarak savaş, siper
savaşı halini almıştır.
Gelibolu Yarımdasında çıkarma yapan düşman kuvvetlerini meydana
getiren askerlerin milliyetleri son derece enteresandır. İngiliz ve
Fransızlar'ın yanısıra, bizimle hiç ilgisi olmayan Cezayir
Berberilerini Sengal zencilerini, Avustralyalı, Kanadalı, Yeni
Zelandalı ve Hintlileri üzerimize salmışlardır. Şair. Şu
mısralarla, "Eski dünya, yeni dünya, bütün akvam-ı beşer, Kaynıyor
kum gibi, tufan gibi, mahşer mi hakikat mahşer. Yedi iklimi cihanın
duruyor karşında, Avustralya'yla beraber, bakıyorsun Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler renkgarenk, sade bir hadise var
ortada, vahşetler denk. Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne
bela" diyerek, bunu ne güzel dile getirmiştir.

Evet, düşman yalnızca birkaç devletten ibaret olmayıp, sanki
karşımızda bütün dünya vardı. Düşman donanması II. Dünya Savaşı'na
kadar, dünyanın gördüğü en büyük ve en modern donanmasıydı. Hal
böyle iken kazanılan zaferin değeri daha iyi anlaşılmaktadır. Zira
bu savaş; yenilmez sayılan devletlerin mağlubiyetidir.
Çanakkale'de
tarihin kaydettiği en büyük ve en kanlı savunma savaşları
verilmiştir. Bu savaşlar Mustafa Kemal gibi bir askeri dehanın Türk
ve dünya kamuoyu tarafından tanınmasının sağlanması açısından son
derece önem taşımaktadır. Düşman durmadan saldırmaktadır.
Anafartalar ve Arıburnu cephelerinde emir komuta karmaşası vardır.
Bu durum çok tehlikelidir. Yarbay Mustafa Kemal, Ordu komutanı Alman
General liman Von Sandres'ten bütün mevcut kuvvetlerin emrine
verilmesini ve bundan başka çare kalmadığını bildirmiş. Alman
General "Çok gelmez mi?" diye sorduğunda Mustafa Kemal, "Az gelir"
diye cevap vermiştir. Ertesi gün emir gelmiş ve bütün birliklerin
komutası Mustafa Kemal'e verilmiştir. Bir cephe komutanlığının çok
gelip gelmeyeceğini yarbay Mustafa Kemal'e soran ve "az gelir"
cevabını alan Alman General karşısındaki Türk'ün "ATATÜRK" olduğunu
yıllar sonra öğrenecektir.
Çanakkale
savaşları'nın temel ağırlık noktasını, Mustafa Kemal oluşturmuştur.
Mustafa Kemal
Çanakkale Savaşları başlamadan kısa bir süre önce 2 Şubat
1915'te Tekirdağ'da yeni kurulacak olan 18'uncu Tümen Komutanlığına
atanmıştır. Derhal göreve başlayan Mustafa Kemal, o tümeni kısa bir
zaman içinde savaşa hazır. Seçkin bir tümen haline getirmiştir.
Fakat kısa bir zaman sonra Mustafa Kemal bu bölgeden alınarak,
tümeni ile birlikte Bigalı köyüne çekilmiştir. Mustafa Kemal,
düşmanın Gelibolu çıkarmasına kadar, yani 25 Nisan 1915'e kadar
orada yedek kuvvet olarak kalmış, fakat Arıburnu taarruzu başlar
başlamaz, kendi insiyatifi ve teşebbüsü ile emir beklemeden,
Arıburnu'na yetişerek taarruza geçmiştir. Düşmanı Koca çimentepe'de
durdurarak, yarımadanın tahliyesine kadar düşmanın ilerlemek için
yaptığı bütün taarruzları ve şiddetli hücumları erimeye mahkum
etmiş ve Türk'ün yiğit mehmetçiği
Çanakkale'de
sanki etten ve kemikten bir kale yaratmıştır.
Bütün savaşlardan farklı bir savaş malzemesi görülmüştür. Bu da "İNANÇ"tır.
Topa, tüfeğe, üstün kuvvete, çeliğe karşı dimdik duran ve kafa
tutan bir inanç kendini göstermiştir. Mustafa Kemal'in "size taarruz
emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman
zarfında, yerinize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir"
dediği bu savaşlarda, herkes öldürmek ve ölmek için düşmana
atılmıştır.
Mustafa
Kemal, bu savaşı "bu öyle alelade bir taarruz değil, herkesin
muvaffak olmak veya ölmek arzusuyla harekete geçtiği bir taarruzdur"
diye ifade etmiştir. Burada meşhur 57'inci Alay, hiç
kurtulmamacasına Mustafa Kemal'in emrine uyarak tamamen şehit
olmuştur. Nitekim çeşitli milletlerden meydana gelmiş, düşman
askerleri, yapışıp, kaldıkları Arıburnu'nun yalçın yamaçlarından
bir adım bile ileri atamamışlardır.
Öncelikle İstanbul'u tehdit eden düşmanın Gelibolu Yarımdasına
yaptığı bu taarruzu Kocaçimentepe'de durduran Mustafa Kemal, bu
başarısından dolayı haklı olarak Albaylığa yükseltilmiştir. 6-7
Ağustos 1915'te Türk askerini yandan, yani Anafartalar'dan çevirmek
isteyen Klıchner ordusu da bu bölgenin Grup komutanlığına atanan
Mustafa Kemal'in 10 Ağustos günü ayağının tozunu silmeden giriştiği
karşı taarruz sonucunda eriyip g itmiştir. Mustafa Kemal bu savaş
sırasında göğsünden bir şarapnel parçası ile yaralanmış, fakat kalbi
üzerindeki saat kendisini mutlak bir ölümden kurtarmıştır.
Bu savaşların akabinde 17 Ağustos'ta Kireç tepe Zaferini 21
Ağustos'ta 2'nci Anafartalar Zaferini kazanan Mustafa Kemal, düşmanı
büyük hizmete uğratarak
Çanakkale
Muharebelerinin kaderi belirlenmiş, 9 Ocak 1916'da düşman, Türk
topraklarından geri çekilmek zorunda kalmıştır.
Halbuki 2 Mart 1915'te İngiliz Amiral CARDEN Londra'ya "Hava
bozmazsa iki haftaya kadar İstanbul'dayız" şeklinde mesaj çekmiş,
ayrıca ingiliz orduları Başkomutanı General HAMİLTON, resmi
raporunda ise, "Türkler, birbiri ardınca mükemmel taarruzlarda
bulundular" diye yazmıştır. Hatta bu harekatı hazırlayarak idare
eden W. CHURCHILL de hatıralarında muharebelerden bahsederken,
Mustafa Kemal'in emsalsiz bir komutan, Türklüğün kaderine hakim bir
deha olduğunun daha o zamanlarda anlaşıldığına işaret ederek, "bir
Miralay'ın karşımıza çıkışı bütün talihimizi değiştirdi" diye
belirtmiştir.
Mustafa Kemal'in
Çanakkale'de
verdiği bütün emirler kesin ve sonuç alıcıdır. O, verdiği emirde
aynen şöyle demiştir. "Benimle burada muharebe eden bilcümle
askerler katiyen bilmelidir ki, yuhdemize tevdi edilen namus
vazifesini tamamen ifa etmek için bir adım bile geri gitmek yoktur.
İstirihat aramanın, bu istirahattan yalnız bizim değil, bütün
milletimizin ebediyen mahrum kalmasına sebebiyet verebileceğini
cümlenize hatırlatırım. Bütün arkadaşlarımın hemfikir olduklarına ve
düşmanı tamamen denize dökmedikçe yorgunluk belirtisi
göstermeyeceklerine şüphe yoktur". 30 Nisan'daki komutanlar
toplantısında Mustafa Kemal, "içimizde ve askerlerimizde Balkan
Harbi'nin utancını bir daha görmektense, ölmeyecek yoktur. Böyleleri
varsa, onları kendi ellerimizle kurşuna dizelim." şeklinde kesin
konuşmuştur.
Çanakkale Zaferi, meydana getirdiği nihai sonuçlar açısından
son derece önemlidir.
Bunları kısaca
şöyle özetleyebiliriz:
1-
Çanakkale
Zaferi, müttefikleriyle Rusya'nın irtibatını önlemiş,
dolayısıyla savaş iki yıl uzamış, bu arada çıkan Bolşevik ihtilali
ile Rusya savaş dışı kalmıştır. Bu durum ihtilal Rusyası ile
müttefiklerini birbirinden ayırmış, kurtuluş savaşı yıllarında
kuzeyde güvenliğimizi sağlamış ve zafere ulaşmamızı
kolaşlaştırmıştır.
2- Bu savaşlar, İngiliz ve Fransız kuvvetlerini Gelibolu
Yarımadasına bağlamış, Almanya ve müttefiklerinin yükleri
azalmıştır.
3- Düşmana çok büyük insan ve malzeme zayiatı verdirilmiştir.
4- Türk ordusunun zaferi, İngiltere ve Fransa'nın sömürgelerindeki
prestjlerine bir darbe, esir milletlere bir ümit ve istiklal ışığı
olmuştur.
5- Çanakkale
Zaferi, Türk askerinin direnme gücünün, fedakarlık ruhunun ve
vatanseverlik şuurunun bir abidesidir. Harpten önce kıymeti üzerinde
tereddüt edilen Türk ordusu, iyi sevk ve idare edildiği zaman
ehliyetli ellerde, binbir yokluk ve zarurete rağmen neler yapmaya
muktedir olduğunu dünyaya göstermiş ve Balkan yenilgisinin kara
lekesini tertemiz kanıyla silmiştir.
6- Bilindiği gibi, büyük hadiseler olağanüstü şahsiyetleri, büyük ve
müstesna kabiliyetleri meydana çıkarmaktadır. Mustafa Kemal'in
ortaya çıkışında
Çanakkale
savaşları kader tayin edici bir merhale olarak gözümüze
çarpmaktadır.
7- Çanakkale
Zaferleri, Mustafa KEMAL'in ordu içinde olduğu kadar tüm milletçe de
tanınmasına vesile olmuştur. Bu suretle Türk Milleti, 1966'dan beri
makus istikamette gelişen talihini yenecek olan liderlerini
bulmuştur. Ordu ve millet, Anafartalar Kahramanı'nın bu işte bu
güven, ATATÜRK'ün Milli Mücadele'yi zaferle sonuçlandırmasında genç,
dinamik ve yepyeni modern bir devlet kurmasında en büyük ilham ve
kuvvet kaynağı olmuştur.
8- Çanakkale,
Milli mücadelenin bir nevi başlangıcı sayılmaktadır.
Çanakkale,
Türk'ün vatanseverliğinin, cesaretinin, mücadele azminin ve
kahramanlığının sembolüdür.
HAVUZLAR ŞEHİTLİĞİ
Kerevizdere savaşlarında yaralanıp bu yerde vefat eden 2 Subay ve 8
Er anısına 1961 yılında dikilmiştir.
ZIĞINDERE SARGI
YERDİ ANITI
Alçıtepe küyünün kuzeybatısındadır. 25. ve 26. Piyade Alaylarında
şehit düşen tüm personel ve 2. Tüm. Kur. BŞK. Kurb. Yzb. Kemal bey
ile Zığındere'deki ilk yardım istasyonunda tedavi görmekte iken
düşmanın açtığı ateş esnasında şehit olan askerlerimiz anısına,
1995'de T.C Kültür Bakanlığınca inşa edilmiştir.
İLK ŞEHİT ANITI
Seddülbahir köyündedir. 1986 yılında,
Çanakkale
Savaşlarında ilk olarak canlarını veren 5 subay, 81 er olmak üzere
toplam 86 şehidimiz anısına dikilmiştir. Cephanelik şehitliği olarak
da adlandırılmaktadır.
FRANSIZ ANIT VE
MEZARLIĞI
Morto
Koyu'na bakan bir yamaç üzerine kurulan Anıt,
Çanakkale
Savaşlarında hayatlarını kaybeden, 14.382 Fransız askerinin anısına
yapılmıştır.Mezarlıkta kimlikleri bilinen askerler için ayrı ayrı
taşlar dikilidir. Kimlikleri tespit edilemeyenler ise anıt
çevresindeki dört toplama bölmesi ile anıt girişindeki toplama
bölmesine konulmuştur.
Çanakkale
Nusrat gemisi sayesinde geçilmedi
"Derinlerdeki Tarih", "Çanakkale
Geçildi mi?" gibi belgesellere imza atan Savaş Karakaş,
Çanakkale
Deniz Savaşı'nın dakika dakika kronolojisini çıkardı. Karakaş,
"1915'in 7-8 Mart gecesi Nusrat mayın gemisinin deposunda kalan son
26 mayın
Çanakkale'yi
geçilmez kıldı" diyor
Yapımcı Savaş Karakaş,
92. yıldönümünün kutlandığı 18 Mart 1915'teki
Çanakkale
deniz savaşının dakika dakika kronolojisini çıkardı.
Aynı zamanda dönemin fotoğraflarını belgeleyen Karakaş, ekibiyle
birlikte
Çanakkale Savaşı sırasında batırılan denizaltı ve savaş
gemilerinin enkazına daldı. Karakaş, batırılan gemilerin sualtı
fotoğraflarını çekerek "Onlar artık sır değil" dedi.
"Derinlerdeki Tarih", "Kayıp Denizaltılar Nerede" ve "Çanakkale
Geçildi mi" gibi belgesellere imza atan Karakaş,
Çanakkale'yi
18 Mart'ta geçilmez kılan sırrın, depoda kalan son 26 mayın olduğunu
belirtti. Karakaş şöyle konuştu:
"1915'in 7 - 8 Mart
gecesi Nusrat mayın gemisinin döktüğü 26 mayın
Çanakkale'yi
geçilmez kılmıştı. Anılara göre bu 26 mayın, depoda kalan son
gruptu.
Nusrat ve onun döşediği 26 mayın, Fransız savaş gemisi Bouvet ile
İngiliz savaş gemileri Irresistible ve Ocean'ı denizin dibine
gönderdi. İngiliz muhabere kruvazörü Inflexible, Fransız savaş
gemileri Gaulois ve Suffren yaralanıp savaş meydanından kaçtı.
Tarihin akışı Nusrat'ın dümen suyunda şekillendi."
Hurdası parkta
sergileniyor
Nusrat mayın gemisi,
1962'de özel bir şirket tarafından kuru yük gemisine dönüştürüldü.
Adı "Kaptan Nusret" olarak değiştirilen gemi, 1990'da Mersin
açıklarında battı. 1999'da dalgıçlar tarafından çıkarılan geminin
hurdası, şu anda Mersin'de bir parkta sergileniyor.
Denizaltıların yerleri
belirlendi
Karakaş, "Derinlerdeki
Tarih"in bugüne kadar özenle sakladığı 1 Avustralya (AE2), 3 İngiliz
(E7, E15, E20) ve 3 Fransız denizaltısı (Saphir, Mariotte, Joule)
olmak üzere savaş sırasında batırılan 8 düşman denizaltısının
kalıntılarıyla, her iki tarafa ait denizaltıların batırdığı savaş ve
nakliye gemilerinin enkazının keşfedildiğini söyledi.
Dakika dakika 18 Mart 1915
18 Mart 1915
Çanakkale
Savaşı'nın dakika dakika gelişmesi şöyle:
08.15: Sancak gemisi
Queen Elizabeth dretnotunun direğine Mondros Limanı'nda 'ileriye
hareket' flaması çekildi.
10.00: Müttefik donanması Boğaz girişine yaklaşmaya başladı.
10.25: Türk tarafından havalanan Alman tayyaresi Boğaz'a yaklaşmakta
olan düşman hattını bildirdi.
10.30: 1. İngiliz Filosu Agamemnon kılavuzluğunda Boğaz'dan içeriye
girdi. Gemiler savaş konumuna geçti. Filonun önündeki muhripler
muharebe alanını taramakta ve savaş gemilerine yol açmaktaydılar.
Triumph ve Prince George savaş gemileri sancak ve iskele yönlerinde
kıyılara yaklaştılar.
11.00: Kumkale gerisinden açılan obüs ateşimiz savaş gemilerini
etkisi altına aldı.
11.39: 1. Filo'daki İngiliz gemileri, ağır topları ile 14.000
yardadan merkez tabyalarımıza cehennemi bir ateşe başladılar. Queen
Elizabeth Anadolu Hamidiye Tabyası'nı, Agamemnon Rumeli Mecidiye
Tabyası'nı, Lord Nelson Namazgâh Tabyası'nı, Inflexible Rumeli
Hamidiye Tabyası'nı yok etmek için ateş ve ölüm kusuyordu.
11.45: Queen Elizabeth'in
Çanakkale
içine düşen bir mermisi şehirde yangına neden oldu.
11.55: Agamemnon ile Lord Nelson, Rumeli Mecidiye Tabyasını
bombardıman altına aldı.
11.59: Weymouth Kruvazörü, Yenişehir mevkiini toplarıyla dövmeye
başladı.
12.00: Müstahkem mevkiinde muhabere santralımız isabet aldı,
karargâhla savunma hatlarımızın irtibatı kesildi. Triumph,
Çanakkale'yi
döverken, Çimenlik Tabya'sında büyük bir patlamayla cephanelik
havaya uçtu.
12.01: Rumeli Tabyası'nın iki topu muhabere dışı kaldı.
12.06: Amiral de Robeck 3. Filo'ya taarruz emrini verdi.
12.20: 3. Filo'yu oluşturan Fransız gemileri 1. Filo'nun önüne
geçti.
12.23: Inflexible gemisine refakat eden istimbot battı. Inflexible
ağır yara aldı.
12.25: Anadolu Hamidiye Tabyası'na düşen bir mermi kışlayı yaktı.
12.27: Prince George, Mesudiye Tabyası'nı ateş altına aldı.
12.45: Agamemnon 25 dakika içerisinde 12 isabet aldı.
13.00: Bombardımanın şiddeti gittikçe artmaktadır.
13.15: İngiliz muharebe kruvazörü Inflexible vuruldu. Irresistible,
Cornwallis, Vengeance, Kumkale arkasından çıkıp borda düzeninde
Boğaz'a girdiler.
13.20: Anadolu Hamidiye Tabyası karantina hizasında
Çanakkale'ye
yaklaşmak isteyen Bouvet'ı ateş altına aldı. Taarruz emrini alan
Fransız Amiral Guepratta, İngiliz hattının önüne geçti.
13.47: Inflexible su kesiminin altından ağır bir yara alarak
çekildi.
13.50: Agamemnon zırhlısı aldığı 7 isabet sonucu Inflexible ile aynı
kaderi paylaştı. Gemilerden yapılan top ateşi kesildi.
14.00: Bataryalarımızın atışları ağırlaştı.
14.30: Düşmanın altı balıkçı gemisi mayın aramak için savaş alanına
geldi.
14.50: Bouvet vuruldu ve 639 kişilik mürettebatıyla alabora oldu.
15.00: Yarım saat süren duraksamadan sonra ateş yeniden şiddetlendi
15.15: Namazgâh Tabyası'na düşen bir mermi kışlanın çatısını uçurdu.
15.20: Anadolu Hamidiye Tabyası ateşini yeniden Irresistible'a
yöneltti.
16.20: Irresistible bir mayına çarparak, iskele yönüne yattı ve
dumanlar içinde kaldı. Wear gemisi ile bir istimbot Irresistible'ın
yardımına gitti.
16.30: Irresistible'nin kurtulma şansının olmadığı görülerek 610
personeli tahliye edildi.
16.35: Amiral De Robeck 2. Filo'ya çekilme ve Ocean'ın
Irresistible'i yedeğe alarak kurtarma emri verdi.
17.15: Ocean Irresistible'a yaklaştı, ancak yedeğe alma şansı
olmadığına karar verildi.
17.50: Irresistible, Rumeli Mecidiye Tabyası'na 14.000 yarda
mesafede kaderine terk edildi.
18.00: Amiral De Robeck Irresistible'ın kaderine terk edilmesi
üzerine daha fazla kayıp vermemek için genel çekilme emri verdi.
18.05: Ocean,
Çanakkale ve Soğanlıdere bataryalarının yoğun ateşleri
altında geri çekilirken mayına çarptı ve 15 derece eğildi.
18.10: Gemi komutanı Hayes Sadlerı yakında bulunan Coln, Jed,
Chelmer muhriplerine yardım çağrısı gönderdi. Gemi personeli tahliye
edildikten sonra Ocean da kaderine terk edildi.
19.30: Ocean akıntının etkisiyle Morto koyuna doğru sürüklendi.
22.30: Ocean ve Irresistible battı.
Kaynak:www.burasicanakkale.com
|